Retina, merkezi sinir sistemi ile ortak embriyolojik kökene sahip olması nedeniyle nörodejeneratif hastalıkların yapısal ve mikrovasküler yansımalarını gösterebilen özgün bir dokudur. Son yıllarda invaziv olmayan ve yüksek çözünürlüklü göz görüntüleme yöntemleri, beyin hastalıklarının araştırılmasında giderek artan bir ilgi alanı haline gelmiştir. Alzheimer hastalığı ve vasküler demans, ileri yaş grubunda en sık görülen iki demans tipi olup klinik belirtileri büyük ölçüde birbiriyle örtüşmektedir. Ayırıcı tanı çoğu zaman ileri nörogörüntüleme yöntemleri veya invaziv tanısal girişimler gerektirebilmektedir. Bu durum, klinik uygulamada daha erişilebilir, güvenli ve tekrarlanabilir tamamlayıcı tanısal yaklaşımlara olan ihtiyacı artırmaktadır.
Bu kesitsel çalışmada, 50–90 yaş aralığında Alzheimer hastalığı tanısı almış bireyler, vasküler demans hastaları ve yaş uyumlu sağlıklı kontrol grubu değerlendirilmiştir. Tüm katılımcılara optik koherens tomografi (OCT) ve OCT-anjiyografi (OCTA) incelemeleri uygulanmıştır. Katarakt, retina hastalıkları, optik nöropati, göz içi basıncı ≥21 mmHg olan olgular ve ileri derecede kırma kusuru bulunan bireyler çalışma dışı bırakılmıştır. Toplam 118 katılımcı analiz edilmiştir.
Çalışmada retina sinir lifi tabakası (RNFL), maküler kalınlık ve yüzeyel kapiller pleksusa ait damar yoğunluğu gibi yapısal ve mikrovasküler parametreler ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bulgulara göre vasküler demans hastalarında retina sinir lifi tabakası ve makula kalınlığında belirgin incelme saptanmıştır. Buna karşılık Alzheimer hastalarında, belirgin yapısal incelme olmaksızın özellikle parafoveal bölgede damar yoğunluğunda azalma gözlenmiştir. Bu farklı paternler, iki demans tipinin retinada farklı patofizyolojik yansımalar gösterebileceğine işaret etmektedir.
Elde edilen sonuçlar, OCT ve OCT-anjiyografinin Alzheimer hastalığı ve vasküler demansın ayırıcı tanısında tek başına tanı koydurucu olmamakla birlikte, klinik değerlendirme, nörogörüntüleme ve nöropsikolojik testlere tamamlayıcı katkı sağlayabileceğini ortaya koymaktadır. Retina görüntüleme yöntemlerinin invaziv olmaması ve kolay uygulanabilirliği, bu yaklaşımı klinik kullanım açısından değerli kılmaktadır.
Sonuç olarak, bu çalışma retina mikrovasküler ve yapısal değişikliklerinin Alzheimer hastalığı ile vasküler demans arasında ayırıcı özellikler gösterebileceğini ortaya koymuştur. Gelecekte yapılacak daha geniş örneklemli ve uzunlamasına çalışmalar ile retina temelli biyobelirteçlerin demans tanı ve izlem süreçlerinde daha etkin bir rol üstlenmesi mümkün olabilecektir.
Makale erişim linki: https://www.nature.com/articles/s41598-026-47556-w